Yenilik Ekonomisi ve Yönetimi Tezsiz Yüksek Lisans Programı
Programın Amacı ve Gerekçesi
Amaç:
Dünya ile bütünleşme anlamında yaşanan küreselleşme sürecinin özellikle son dönemlerde dikkat çeken en temel dinamiğini, bilim ve teknolojide yaşanan baş döndürücü gelişmeler oluşturmaktadır. Günümüzde bilim ve teknoloji politikalarının odağında ise “yenilik” (inovasyon) kavramının yer aldığı görülmektedir. Yenilik olgusu bir taraftan da bilim ve teknoloji politikaları ile iktisat politikalarının ortak bir paydasını oluşturmaktadır. Bilindiği gibi artık iktisat politikası öncelikleri; ekonomik büyüme ve gelişmenin hızlandırılması, uluslararası rekabet gücünün artırılması ve insanların refahı ve yaşam kalitesinin yükseltilmesine odaklanmaktadır.
Yenilik, hem ülkeler hem de firmalar için ulusal ve uluslarararası platformda rekabet gücü kazanmanın, verimlilik artışı sağlamanın, ekonomik büyüme ve gelişmenin, dolayısıyla da refah ve yaşam kalitesi artışının en temel unsurlarındandır. OECD’nin saptamalarına göre son 25 yılda özellikle gelişmiş ülkelerin ekonomik büyümelerinde yeniliğin katkısı yüzde elliden fazladır. Yeni bir ürün, üretim yöntemi ve organizasyon biçimini kapsayabileceği gibi yeni pazarların açılmasını da kapsayabilen “yenilik olgusu”, “fark yaratan yaratıcılık” sloganıyla günümüzde bir sistem yaklaşımı içinde ele alınmaktadır. Artık modern ekonomilerde “ulusal ve bölgesel yenilik sistemleri”, bir ülkenin ya da bölgenin yenilik sürecinde yetkinlik kazanmasına ve bu yetkinliği sürdürebilmesine yarayan en temel yapılar olarak kabul edilmektedir. Bu sistemi oluşturan; üniversite, araştırma kurumu ve firma gibi aktörlerin birbirleriyle nasıl bir etkileşim içine girdikleri ne kadar önemliyse, bu sistemin etkin çalışması adına kişi, kurum ve firmaları “öğrenmeye teşvik eden şartlar” da büyük önem taşımaktadır. Dolayısıyla özellikle özel firmalar ve kamu işletmeleri için öğrenmeye dayalı “sürekli yenilikçilik” yeteneğinin kazanılması, bir yönüyle üniversitelerden de beslenen bir yapı arz etmektedir.
Bu ihtiyacın yansımalarını, Türkiye’de iktisat eğitimi veren üniversitelerin lisans ders programlarına girmeye başlayan yeni derslerden de izlemek mümkündür. Dünyadaki gelişmelere de paralel olarak, “Yenilik Ekonomisi”, “Teknoloji İktisadı”, “Teknoloji Ekonomisi”, “Yenilik ve Teknoloji İktisadı”, “Sanayi ve Teknoloji Ekonomisi”, “Teknoloji ve Gelişme” gibi benzer içeriğe sahip derslerin, lisans eğitimi veren iktisat bölümlerinin ders programlarında yerini aldığı görülecektir. Özellikle metropol niteliği taşıyan büyük şehirlerdeki; Marmara Üniversitesi, ODTÜ, Gazi Üniversitesi, İTÜ, Dokuz Eylül Üniversitesi, İzmir Ekonomi Üniversitesi ve Uludağ Üniversitesi gibi eğitim kurumlarının lisans düzeyinde iktisat eğitimi veren bölümlerinde, adı geçen veya benzer isimlerdeki derslere sıkça rastlanmaktadır. Üniversitelerin lisans programlarında yaşanan bu gelişmeler yenilik ekonomisi eğitimi veren yüksek lisans programlarının da varlığını zorunla hale getirmiştir. Bu durum Sosyal Bilimler Enstitüsü, İktisat Anabilim Dalı altında “Yenilik Ekonomisi ve Yönetimi” tezsiz yüksek lisans programının hayat damarını oluşturmaktadır. Bu nedenle özellikle iktisat eğitimi de veren sosyal bilimler enstitülerinin yüksek lisans ve doktora aşamalarında “Yenilik Ekonomisi ve Yönetimi”ne yönelik teorik ve uygulamalı bilgiler veren bir programın hayata geçirilmesi büyük önem taşımaktadır.
Teknoloji ve iş dünyasında ortaya çıkan yenilikleri teorik düzeyde analiz etmek, ayrıca bu akımların sonucu olarak iş ve kamu dünyasında ortaya çıkan sorunları çözebilmek, bununla birlikte fırsatlardan da pratikte yararlanabilmek için bir takım yeni bilgi ve becerilere sahip olmak, bir gerekliliğin ötesinde zorunluluğa dönüşmüş durumdadır. Bu yenilikleri ve yarattığı sosyoekonomik sonuçları anlayabilmek ise, iktisadi bir bakış açısıyla beraber mühendislik, işletme ve hukuk disiplinlerinin de konuya katkılarını ihmal etmeyen bütüncül bir kavrayışla mümkün olabilir. Bu nedenle “Yenilik Ekonomisi ve Yönetimi” tezsiz yüksek lisans programında yer alan derslerin ve bu dersleri verecek öğretim üyelerinin seçiminde farklı disiplinlerden olabildiğince yararlanılmasına özen gösterilmiştir.
“Yenilik Ekonomisi ve Yönetimi” tezsiz yüksek lisans programının genel hedef kitlesi lisans veya lisansüstü bir dereceye sahip tüm üniversite mezunları olmakla beraber, yenilik ekonomisinin yarattığı gelişmelere ayak uydurabilmek için gerekli donanım ve araçlara sahip olabilmeleri adına, iş dünyası veya kamunun değişik karar alma süreçlerindeki yönetici, bürokrat ve iş sahiplerine yönelik bir program hazırlamaya da özel önem verilmiştir.
Gerekçe:
Günümüzde bilgi ekonomisi koşullarında, bilginin değişik biçimleri, sınaî ve ticari buluşlar ve teknolojik yenilikler, ulusal-uluslararası rekabetin ve ekonomik büyümenin temelini oluşturan unsurlardır. Uluslarararası teknoloji endekslerinde çok aşağılarda yer alan Türkiye’nin yukarılara tırmanabilmesi; bahsi geçen “Ulusal Yenilik Sistemi” doğrultusunda, bu sistemin asli unsurlarının birbirileriyle olan etkileşimini en üst düzeye çıkarabilmekle mümkündür.
Konunun uzmanı olan bilim adamları, uygulamacılar ve profesyonelleri bir araya getirecek olan bu program; “yeni iş yapma modellerini ve yenilik süreçlerini analiz etmek ve anlamak”, “teknolojik, iktisadi, organizasyonel ve kurumsal değişimleri içeren yeni buluş ve yeniliklerin ortaya çıkarttığı problemleri tanımlamak, formüle etmek ve çözmek”, “yenilikleri uyarlamak” ve “yenilik yönetimine ilişkin teknikleri tanıtmak ve geliştirmek” adına çok önemli bir eğitim ve etkileşim platformu oluşturacaktır. Bu programda ayrıca yenilikçi bir iş kültürü oluşturmak isteyen girişimci, yönetici ve adaylarına mevcut klişeleşmiş bakış açıları ile görülmesi ve algılanması mümkün olmayan yeni iş ve gelişim alanlarının algılanmasına yardımcı olacak farklı bir perspektif kazandırılmaya da çalışılacaktır. Gelişmekte olan bir ülke olarak Türkiye’nin sosyo-ekonomik sorunlarından birisinin de yenilik ve girişimcilik konusunda yaşanan nitelik ve nicelik sorunları olduğu düşünüldüğünde, bu programın açılması ve hatta böylesi programların ülke çapında yaygınlaşmasıyla; hem bölgenin hem de ülke ekonomisinin ulusal rekabetçilik gücünün artması ve ekonomik gelişmeyi uyarmaya yönelik orta ve uzun vadede katkıda bulunulacağı düşünülmektedir.